Yıllar önce Afganistan’dan Türkiye’ye göç eden 57 yaşındaki sim sırma ustası Muhammet Zahir Beratoğlu, hünerli elleriyle boyu 1 metreyi aşan sayfalara Yasin Suresi’ni nakşetti. Bahçelievler’de yaşayan sim sırma ustası yaklaşık üç yıl boyunca gece gündüz demeden el emeği göz nuruyla sim sırma işleyerek muhteşem bir eser ortaya çıkardı.
Babasından gördüğü mesleğe 10 yaşında hobi amaçlı başlayan Beratoğlu, zamanla hobisini sanata dönüştürerek eserlerini satmak için dükkan açtı. Yasin Suresi’ni okurken eserini yapmaya karar veren usta, önce suredeki tüm ayetlerin birebir kalıbını çıkardı. Ardından kalıplar üzerinden her harfi birer birer büyük sabırla ilmek ilmek işlemeye başladı.
Sim sırma ustası, nakış, dikim ve kabartmalarda yaklaşık 50 bin metre sim sırma, 15 bin metre iplik, 20 metre kumaş, 15 metre astar, 2 kilo çiriş, 10 mukavva, 10 metre el işleme ahşap çerçeve kullandı.
3 yıl boyunca özenle çalışarak yüksekliği 1 metre 14, eni 96 santim olan Yasin Suresi’ni aslına uygun olarak 2 kapak toplam altı sayfa halinde nakşeden sim sırma ustası, bu işlemi yaparken de gözlerini bozdu. Uzun süre belirli bir noktaya bakmanın zamanla gözlerini yıprattığını ve bulanık görmeye başladığını söyleyen ustanın tedavisi halen devam ediyor.
Gözleri bozulan usta ailesinin itirazlarına rağmen kimi zaman tek gözünü kapatarak kimi zamanda gözlük kullanarak inat ve azimle eserini tamamladı. Göz kamaştıran işçiliğiyle beğeni kazanan eser için bir iş adamı ustaya ulaşarak özenle hazırlanan Yasin-i Şerif Kitabesi’ni 100 bin lira karşılığında satın almak istedi. Uğruna gözlerini bozduğu eser için verilen miktarın hem maddi hem manevi olarak az bulan Beratoğlu, eserini satmadı. Beratoğlu, el emeği göz nuru eserini 500 bin liraya satabileceğini söyledi. Muhteşem işçiliğiyle ilgi toplayan eserin kapağındaki rengarenk kabartmalar ise işçiliğiyle dikkat çekiyor
Eserine çok büyük emekler verdiğini maddi ve manevi değerini düşünerek nakşettiği Yasin-i Şerif-i 500 bin liraya satabileceğini dile getiren sim sırma ustası Muhammet Zahir Beratoğlu, “Bir gün Yasin-i Şerif okuyordum aklıma geldi, bunu yapacağım dedim. Önce Yasin-i Şerif’in resmini getirdik, büyüttük sonra kalıbını çıkardık. Kadife kumaşın üzerine bunları tek tek dikiyorsunuz. Başladım birincisi baya güzel, zevkli bitti. Sonra ikinci sayfa geldi biraz daha zorlandım çünkü altı sayfa ve mecbur hepsin aynı olmalı. Üçüncüden sonra rahatsızlandım, baya emek verdim hepsi el işi göz nuru söylemesi kolay ama oturduğunuz diktiğiniz zaman bir harfi aşağı kaymasın bozulmasın diye baya zor. İnşallah Esma-ül Hüsna’yı yapacağım. Bazen zaman oldu oturuyordum kara kara düşünüyordum yapayım mı yapmayayım mı diye” ifadelerini kullandı..
YORUMLAR